|
Gözyaşım
|
Ey sevgili,bana seni seviyorumlarla geldin amalarla gidiyorsun bana bahaneler üretme gidiyorsan git ama amalar etme hayatıma girmek için çok savaştın bende seni hayatıma sokmamak için çok çabaladım ama sen galip geldin ne vaatlerle geldin neler verdin bana içinde olmayan duyguların varmış gibi neden söz ettin bana saf bir kızdım çabuçak inandım çabucak aldandım sana yada aptalmışım nerden bielebilirdimki maskeli olduğunu nerden bilebilirdimki ama tek şey bildim ben oda seni sevdiğimi beni bırakıp gidecektin neden hayatıma girdin hayatımı alt üst etttin beni düşünmeden arkana bakmadan çekip gittin git ey sevgili git yaşama umudumuda aldın elimden kimsin sen söylesene sen başlatıyorsun sen bitiriyorsun hakkın yok buna sana nekadarda baglandım nekadarda sevdim çok iyi bir oyuncusun aslında sen rolünü çok iyi yapıyorsun bravo sana ben ise bu dünyada yaşamak istemiyorum bu devrin insanı değilim ben ALLAH kahretsin rol yapamıyorum ben maskeli olamıyorum ben neysem oyum ben şimdi vicdanın nasıl belkide kendi kendine gülüyorsun birini kandırdım birile oynadım hemen aldandı bana diye ama seni ALLAH a havale ediyorum gi hadi git gitde sen bende kalasın sen yatağında sabahlara kadar kıvranmak nedir bilirmisin sen gözyaşının ne demek oldugunu bilirmisin çok yorgunum sol yanım çok agrıyor ya beni bana bırak yada içimdeki seni al götür benden çünkü ben yaşıyamıyorum ey sevgili sen varken içimde |
Eğer ; O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O... her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, daradüştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız... O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde bugün sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz. Can Dündar |